Mehmet Sıtkı Işıtır'ın unutulmaz yazılarından biri: Kurtuluş Savaşımız /Bursa'nın Kurtuluşu


Babam Kasap Abdullah Ağa'dan dinlediğim bir kısım hatırayı burada nakletmeye çalışacağım:
BURSA'NIN KURTULUŞU
Bursa'nın karşısında Bursa'ya beş altı km. mesafede bir dağ vardı. O dağı tuttuk. Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle yakın köylerden soba borusu topladık. Bir gece boruları top gibi dikdik. Gündüz olunca biz bile soba borularını ateşe hazır toplar gibi görüyorduk. Orada topu topu 150 askerimiz var. Bir manga askere karşıda bulunan ufak bir tepenin kontrol emri çıktı. Bir manga asker nöbetleşerek akşama kadar tepeyi dolandık. Karşımızda Yunan Ordusu vardı. Yunan komutanı dürbünle tepeyi seyrediyormuş. Yanındakine "Dağ taş Kemal geliyor" diyor. Yanında Bursalı Mustafa isminde bir mihmandarı (tercümanı) varmış. Dürbünle o da bakıyor. Birkaç askerden başka kimseyi göremiyor. "Kimse yok, birkaç asker var." diyor. Tekrar general alıyor dürbünü ve bakıyor: "Kemal geliyor, Kemal geliyor!" diye bağırıyor. Bu korku sonucu ordusunu Bursa'dan çekiyor. Yunanlılar, Bursa'yı yakıp yıkıp geri çekiliyorlar.
Üç gün sonra Bursa'ya girdik. Bursalılar ağlaşarak "Biz de Türk Askeri görür müyüz" diye sevinç gözyaşları döküyorlar. Üzerimize çiçekler, havlular atıyorlar.
Bursa'da bize istirahat verdiler. Hemşehrileri aradık, Kayserili, Bünyanlı var mı diye sorduk. Bursa'ya giren askerler arasında hemşehrilerimiz de varmış. Onlarla buluştuk. Dervişağa Mahallesinden Garip Mustafa, Gobi Ladif, Samağır köyünden Ömer Onbaşı, Zek köyünden Balcının Osman Çavuş, bunlarla görüştük, dertleştik. Sonra tekrar silah başı emri verildi.
Bursa'dan yürüdük, bilmediğimiz bir yere yöneldik. Önümüzde Yunan var, çok kalabalık, çok askeri var. Bizim komutan hücum emri verdi. Allah Allah diyerek hücuma geçtik. Düşman çok kalabalık olmasına rağmen bize karşı dayanamıyor, kaçıyordu. Önümüzde bir tırpan var, kendi başına gidiyor, yakaladığı Yunan askerlerinin kellesini uçuruyordu. Biz askerler şaşkınlık içinde bu tırpanı takip ediyorduk. Nihayet Yunan'ın o birliğini eşine rastlanmadık bir çevirmeyle teslim aldık.
Biz Yunan'ı teslim alınca tırpan kayboldu. Bunun sırrını merak ediyoruz. Sonradan bu olayı öğrendik. Meğerse biz Manisa istikametine gitmişiz. Manisa'nın bir köyünde bir kadın yonca birçerken Yunan köyü basmış. Namussuz Yunan, köyde gelin-kız, ihtiyar-çocuk demeden herkesi süngüden geçirmiş. Bu yonca biçen kadın saklanmış. Yunan köyden çıkınca gördüğü manzara karşısında ciğeri yanmış. Allah'a sığınmış. Tırpanı eline almış, yoncanın başına varmış: "Allah'ım, tırpanımı Yunan'ın kellesine çalıyorum, sen ulaştır Yarabbi!" diye yalvarmış. Dileğini Allah (cc)'ye ulaştırmış. Bu tırpanın sebebi hikmeti buymuş.
Not: Bursa'nın Kurtuluşu: 10 Eylül 1922

Yorumlar