Sevgiliye
Desem ki çaldırdın zülfün teline
Güzel havaların bendetti beni
Kimseler düşmesin aşkın eline
Ne yaman sevdaların bendetti beni
***
Al yanak üstüne bir nar sallanmış
Kâkil perişandır, zülüf tellenmiş
Gerdanın pek beyaz, el kızıllanmış
Elvan kınaların bendetti beni
***
Bir top çiçektir ol Türkistan'dan
Şeydalar seslenir gül gülistandan
Giydiğin basmalar Frengistan'da
Sürmeli gözlerin bendetti beni
***
Mustafam ömründe bir gün görmedi
Yârin bahçesinden has gül dermedi
Felek ele verdi, bana vermedi
Amansız zâlime bendetti beni
***
S.Burhanettin Akbaş'ın yorumu:
Şiirin içinde sık sık tekrarlanan "bendetmek" fiili bağlanmak, bağlanıp kalmak, sevadalanmak gibi bir anlamı ihtiva ediyor. Şair, şiirde sevgilinin özelliklerini sayıp sevgiliye bağlandığı unsurları sıralıyor ve duygularını bizimle paylaşıyor.
Birinci dörtlükte ilk önce saç motifini çıkarıyor. Sevgilinin zülfü (saçı) bir gönül çalınmasına, aşka sebebiyet vermiş. Bu güzel havalar sözü ile saç arasında bir ilgi kurulabilir. Hemen bir şikayet olarak "kimseler düşmesin aşkın eline" derken aslında aşkın ne kadar çileli bir yol olduğunu da hatırlatma vardır. Şairin bir başka düşüncesi de sevgilinin de kendisine gönül verdiği yolundadır ve o yüzden "ne yaman sevdaların bendetti beni" sözünü dörtlüğün sonuna yerleştirmiştir.
İkinci dörtlük sevgilinin tarifine devam eder. Sevgilinin yanakları aldır ama bu tamamen kırmızı bir yüzü tarif etmez. "Bir nar sallanmış" sözü ile yüzdeki bir top kızıllığa işaret vardır. Şair tekrar saçlara döner ve sevgilinin saçlarının yüzüne doğru tel tel uzandığını söyler. Sonra gerdanındaki beyazlık ve elindeki kızıllık yer alır. Burayı biraz açalım: Beyaz tenli olmak bir asalet göstergesidir. Bizim yöremiz beyaz tenliliği böyle algılar ve üstün bir vasıf olarak takdim eder. Elin kızıllığı ise kınadan dolayıdır. Bunu da son mısrada ifade eder. "Elvan kınaların bendetti beni"
Üçüncü dörtlük şairin en özgün, en harika söyleyişlerinden biriyle bizi buluşturur. Bu da şairin sevgilisini bir top Türkistan Çiçeği olarak vasıflandırdığı birinci mısradır. Burada büyük bir tarih bilinci ve şuur vardır. Bu bilinçlenmenin kaynağını tam olarak bilemiyoruz ama şairin Türk, Türklük, Türkistan gibi ifadeleri kullanması ve en sonunda da bir mükemmeliyet örneği olan Türkistan Çiçeği benzetmesini yapması fevkalade önemli bir durumdur. Sevgili, birçok çiçeğin öbek halinde bulunduğu top halindeki bir Türkistan çiçeğidir. Sevgisini Hazar ötesinden bir esintiyle Türkistan çiçeğine benzeten şair, "şeyda" diyerek aşkının çılgınlar gibi bir aşk olduğuna işaret eder ve gül temasını da eklemeyi unutmaz. "Şeyda" bülbüle işaret olduğuna göre şairin kendisidir; sevgili de gül bahçesinden bir gül olmalıdır. Sevgilinin giydikleri Frengistan malı basmalardır ve son mısrada ilk defa göze işaret vardır. O sürmeli gözler şairin aklını başından almıştır.
Son dörtlükte şairin sitemi vardır. Şair, umduğu hiçbir şeye ulaşamamıştır. Sevgili, şairin oldukça uzağındadır ve bu sevgiyi belki de bilmemektedir. Sevgili bu dörtlükte zâlimlikle suçlanır. Bizim edebiyatımızda sevgilinin zalim olması normal bir haldir. Sevgili zalim olmalıdır ve seven kişiye de eziyet etmelidir. Aşık olan, bu eziyeti görür ama bu eziyetten asla kurtulmak istemez. Hem şikayet eder, hem de eziyetin devam etmesini ister. Çünkü, aşıkların birleşmesi aşka zarar verebilir. Aşk, kavuşma olmadan sürdüğünde sonsuza kadar yaşayacaktır.
Desem ki çaldırdın zülfün teline
Güzel havaların bendetti beni
Kimseler düşmesin aşkın eline
Ne yaman sevdaların bendetti beni
***
Al yanak üstüne bir nar sallanmış
Kâkil perişandır, zülüf tellenmiş
Gerdanın pek beyaz, el kızıllanmış
Elvan kınaların bendetti beni
***
Bir top çiçektir ol Türkistan'dan
Şeydalar seslenir gül gülistandan
Giydiğin basmalar Frengistan'da
Sürmeli gözlerin bendetti beni
***
Mustafam ömründe bir gün görmedi
Yârin bahçesinden has gül dermedi
Felek ele verdi, bana vermedi
Amansız zâlime bendetti beni
***
S.Burhanettin Akbaş'ın yorumu:
Şiirin içinde sık sık tekrarlanan "bendetmek" fiili bağlanmak, bağlanıp kalmak, sevadalanmak gibi bir anlamı ihtiva ediyor. Şair, şiirde sevgilinin özelliklerini sayıp sevgiliye bağlandığı unsurları sıralıyor ve duygularını bizimle paylaşıyor.
Birinci dörtlükte ilk önce saç motifini çıkarıyor. Sevgilinin zülfü (saçı) bir gönül çalınmasına, aşka sebebiyet vermiş. Bu güzel havalar sözü ile saç arasında bir ilgi kurulabilir. Hemen bir şikayet olarak "kimseler düşmesin aşkın eline" derken aslında aşkın ne kadar çileli bir yol olduğunu da hatırlatma vardır. Şairin bir başka düşüncesi de sevgilinin de kendisine gönül verdiği yolundadır ve o yüzden "ne yaman sevdaların bendetti beni" sözünü dörtlüğün sonuna yerleştirmiştir.
İkinci dörtlük sevgilinin tarifine devam eder. Sevgilinin yanakları aldır ama bu tamamen kırmızı bir yüzü tarif etmez. "Bir nar sallanmış" sözü ile yüzdeki bir top kızıllığa işaret vardır. Şair tekrar saçlara döner ve sevgilinin saçlarının yüzüne doğru tel tel uzandığını söyler. Sonra gerdanındaki beyazlık ve elindeki kızıllık yer alır. Burayı biraz açalım: Beyaz tenli olmak bir asalet göstergesidir. Bizim yöremiz beyaz tenliliği böyle algılar ve üstün bir vasıf olarak takdim eder. Elin kızıllığı ise kınadan dolayıdır. Bunu da son mısrada ifade eder. "Elvan kınaların bendetti beni"
Üçüncü dörtlük şairin en özgün, en harika söyleyişlerinden biriyle bizi buluşturur. Bu da şairin sevgilisini bir top Türkistan Çiçeği olarak vasıflandırdığı birinci mısradır. Burada büyük bir tarih bilinci ve şuur vardır. Bu bilinçlenmenin kaynağını tam olarak bilemiyoruz ama şairin Türk, Türklük, Türkistan gibi ifadeleri kullanması ve en sonunda da bir mükemmeliyet örneği olan Türkistan Çiçeği benzetmesini yapması fevkalade önemli bir durumdur. Sevgili, birçok çiçeğin öbek halinde bulunduğu top halindeki bir Türkistan çiçeğidir. Sevgisini Hazar ötesinden bir esintiyle Türkistan çiçeğine benzeten şair, "şeyda" diyerek aşkının çılgınlar gibi bir aşk olduğuna işaret eder ve gül temasını da eklemeyi unutmaz. "Şeyda" bülbüle işaret olduğuna göre şairin kendisidir; sevgili de gül bahçesinden bir gül olmalıdır. Sevgilinin giydikleri Frengistan malı basmalardır ve son mısrada ilk defa göze işaret vardır. O sürmeli gözler şairin aklını başından almıştır.
Son dörtlükte şairin sitemi vardır. Şair, umduğu hiçbir şeye ulaşamamıştır. Sevgili, şairin oldukça uzağındadır ve bu sevgiyi belki de bilmemektedir. Sevgili bu dörtlükte zâlimlikle suçlanır. Bizim edebiyatımızda sevgilinin zalim olması normal bir haldir. Sevgili zalim olmalıdır ve seven kişiye de eziyet etmelidir. Aşık olan, bu eziyeti görür ama bu eziyetten asla kurtulmak istemez. Hem şikayet eder, hem de eziyetin devam etmesini ister. Çünkü, aşıkların birleşmesi aşka zarar verebilir. Aşk, kavuşma olmadan sürdüğünde sonsuza kadar yaşayacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder